Kısa Dalga Podcast, podcastte aradığınız her şey ve daha fazlasını sunuyor. Podcaste yeni soluk getiren Kısa Dalga'nın podcastlerini kisadalga.net ve podcast platformlarından dinleyebilirsiniz.
Sıcak Hava Dalgası: İklim Kanunu teklifi talepl...
29 min
295
Yeni bir konjonktüre girildi: Ekonomi ile siyas...
16 min
296
Dünyada Yarın: Küresel dengeler sarsılıyor
32 min
297
Sıcak Hava Dalgası: Deştin’de çimento fabrikası...
Bu haftaki Sıcak Hava Dalgası programında Deştin Çevre Platformu Sözcüsü Haluk Özsoy ile 32 yıllık mücadele sürecini ve çimento sektörünün iklim krizi ile çevreye etkilerini konuştuk. Verdikleri hukuki mücadeleyi ve çimento tesisinin bölgeye vereceği zararı anlatan Özsoy, gerekirse bir 30 yıl daha mücadele edeceklerini söylüyor. Küresel emisyonların yüzde 4’ünden sorumlu olan çimento sektörü iklim krizini büyüten belli başlı sektörler arasında yer alıyor. Ülkelerin çimento üretimi kaynaklı karbondioksit salımlarına göre yapılan sıralamada dünyada altıncı sırada yer alan Türkiye, her yıl 38 milyon ton karbondioksit emisyonunu sadece çimento üretimi nedeniyle atmosfere bırakıyor.
29 min
298
Araştırma dosyası | TRT'nin Gassal'ı kim?
5 min
299
Araştırma dosyası | Türkiye’nin ormanlarına nel...
Yangınlar mı ormanların baş düşmanı? Bir ağacı, bir ormanı yangından daha çok ne yakabilir? Mesela orman alanları nasıl orman alanı olmaktan çıkarılıyor? Orman Kanunu kaç kez değişti, neden değişti? Dumansız yangın ne demek? Madenlere, HES, JES ve RES’lere ormanlar içinde verilen izinden devlet ne kazanıyor? AKP sözcüleri ve orman bürokratları orman alanının arttığı tezini savunuyor, gerçekten öyle mi? Tüm bunlara rağmen, istatistik oyunları ile 21 yılda yüzde 12,5 büyüdüğü söylenen orman alanı, sadece bir yılda yüzde 9,4 daha nasıl büyüyecek? Sinan Tartanoğlu, Türkiye’nin ormanlarında neler yaşandığını araştırdı.
5 min
300
Araştırma dosyası I Türkiye'nin ihale gerçeği: ...
Yağız Alp Tekin ve Ömer Özgen, Türkiye’deki ihalelerde neler yaşandığını, Sayıştay başta olmak üzere hazırlanan raporları inceledi. Yolsuzluk, ekonomik krizle boğuşan bir Türkiye’de, gerçekleştirilemeyen altyapı yatırımları, devlet okullarında dağıtılamayan öğle yemeği ya da artan vergiler anlamına geliyor. Kamu kaynaklarının amacına uygun kullanılmaması, toplumun en kırılgan kesimlerini daha da savunmasız bırakıyor. İhalelerde doğru şekilde harcanmayan her kuruş, aslında bir çocuğun eğitiminden, bir hastanın tedavisinden veya bir ailenin geçiminden eksiliyor.